Azbuz Toolbar Video V-kart Profilim Arama Yardım Çıkış Video V-kart Üye girişi Yeni üyelik Arama Yardım Benim de bir sitem olsun Sonraki site Sonraki site Azbuz Toolbar
Buradasınız: Azbuz --> ÖLÜMSÜZ KAHRAMANLAR --> MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
22 Kasım 2008, Cumartesi
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
ANTİ TERÖR


38
Türkmenistan
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Diğer
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
rss link
 
ADnet Reklamları
 
MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Günümüzde, Protestan, Katolik, Ortodoks, Süryanilik gibi Hıristiyan mezhepleri ve alt gruplarının yanı sıra, ayrı bir din olduklarını iddia eden Yehova Şahitleri, Bahailer gibi dini hareketler de misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Bugün Katolik misyonerliğinde Vatikan, Fransa ve İtalya’nın; Protestan misyonerliğinde ABD, Almanya ve İngiltere’nin; Ortodoks misyonerliğinde Yunanistan ve Rusya’nın milli hedefleri doğrultusundaki çalışmaları ve hatta ittifakları dikkat çekmektedir.

 

Protestan Misyonerlik Faaliyetleri

            2000 yılı itibariyle Türkiye'de 14 Amerikan misyonerlik kuruluşu faaliyet göstermektedir. Eski adı American Board of Commissioners for Foreign Mission olan, United Church Board hariç, Türkiye’de faaliyet gösteren Amerikan misyonerlik kuruluşlarının tamamı 1960’dan itibaren ülkemize gelmeye başlamışlardır.

1820’lerden itibaren Osmanlı toprakları üzerinde faaliyet gösteren Amerikan Board of Commissioners for Foreign Missions, Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV) adı altında çalışmalarını sürdürmektedir. Son bir yılda ülkemizde onlarca Protestan kilisesi açılmıştır. Almanya da Türkiye’ye yönelik misyonerlik ve etnik ayrımcılık faaliyetlerini, kiliseler ve vakıflar vasıtasıyla yürütmektedir.

 

Alman Vakıflarının Faaliyetleri

            Vakıflar, Alman Parlamentosu’nda grubu bulunan partilerin birer yan kuruluşudurlar ve tamamı federal hükümetin “Politik Eğitim Fonu” tarafından finanse edilmektedirler.

            Hıristiyan Demokratik Birliği (CDU)’nin vakfı olan Konrad Adenauer Vakfı 1984’te Türkiye şubesini açmıştır. Aynı şekilde Sosyal Demokrat Partisi (SDP)’nin Friedrich Ebert Vakfı 1988’de, Hür Demokrat Parti (FDP)’nin Friedrich Naumann Vakfı 1991’de, Birlik 90/Yeşiller’in Heinrich Böll Vakfı 1990’lı yılların ortasında İstanbul’da faaliyete geçmişlerdir.

            Alman parti vakıfları, devlet finansmanlı çok özel NGO’lardır ve Alman dış politikasının önemli bir aracı durumundadırlar.

Bütün vakıfların Türkiye’ye yönelik çalışmalarını şu başlıklar altında toplamak mümkündür;

            -Toplumun değişik kesimlerini Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak; Buna paralel olarak Kürtçü gruplar ile Almanya arasında köprü kurmak,

-Toplumun değişik kesimleri ile radikal dincileri bir araya getirmek ve buna paralel olarak radikal dinciler ile Almanya arasında köprü kurmak,

            -Alevilerin radikal dincilere karşı oluşları dikkate alınarak, Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak,

-Türkiye’de yerel yönetimlere işlerlik kazandırmak maksadıyla, Alman Federatif sistemini tanıtmak ve empoze etmek,

            -Almanya’ya davet edilen aydınlar, burs verilen öğrenciler vb. vasıtasıyla ülke içerisinde kendilerine müzahir gruplar oluşturmak.

            Sonuç olarak Almanya kökenli vakıflar, ülkemiz aleyhindeki her türlü faaliyetin içerisinde yer almaktadırlar.

Alman kiliseleri Türkiye'ye son derece büyük önem vermektedirler. Bu kiliselerce finanse edilen “Akademiler” İslam ve batı, Kürt sorunu, Ermeni soykırımı konularında her yıl çok sayıda seminer ve sempozyum düzenlemektedir.

 

Alman kiliseleri, Türkiye'den talepleri

            -   Süryanilerin, Protestan kiliselerin, ve Alevilerin de “Azınlıklar” listesine dahil edilmesi,

            -     Ermeni soykırımının tanınması,

            - Yunan Ortodoks patriğinin Ekümenik sıfatının resmen tanınması ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması,

-  Dini azınlıklara kollektif hakların verilmesi,

            -  Kıbrıs'ta Hıristiyan zulmüne son verilmesi,

            -  İnanan Müslümanlara baskı yapılmaması.

            Bugün Almanya’da “Türkiye kökenlilerin Almanya'da dini ve etnik köklerini arayıp bulmalarının, Almanya'nın özgürlükçü ortamından kaynaklandığı” propagandası yapılmaktadır.

Almanya bir yandan teşvik ettiği İslamcı hareketleri Türklerin ulusal kimliklerini silme aracı olarak kullanırken, diğer yandan da "Almanya'nın kültürel farklılıklara hoşgörüsü" olarak sunmakta ve Türkiye'ye karşı baskı aracı olarak kullanmaktadır.

 

Almanya’nın Faaliyetleri

1992 yılında 2.3 milyar dolar bütçeye sahip olduğu söylenen misyoner grupları, bütçelerini 1996 yılında 2.5 milyar doların üzerine çıkarmışlardır.Günümüzde Türkiye’de konuşlu yabancı ülke vakıflarının sadece birinin bütçesinin 1.5 milyar dolar olduğu düşünülürse, misyoner teşkilatlarının bütçelerinin 10 milyar dolar sınırını aştığı tahmin edilebilir.    

 

Katolik Misyonerlik Faaliyetleri

            Katolik Misyonerliği faaliyetleri Vatikan tarafından yönlendirilmekte ve son dönemdeki “Dinler Arası Diyalog” maskesi altında hız kazandırılmaya çalışılmaktadır.

            “Dinler Arası Diyalog” tıpkı misyonerlik gibi tarifinden anlaşılandan daha fazlasını hedeflemektedir. Bu hedefin ne olduğu Papa 2 nci John Paul’un 24 Aralık 1999 (Christmas)’da yayımladığı “birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı, üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.” şeklindeki 2000 yılı mesajından anlaşılmaktadır.

            Asya’nın Hıristiyanlaştırılması için Asya’nın anahtarı ve bir Hıristiyan toprağı kabul edilen Anadolu’nun Hıristiyanlaştırılması gerekmektedir.

Bu plan kapsamında; Anadolu’da var olduğu iddia edilen 3000’e yakın eski kilise onarılacak ve çevresindeki arazi ile birlikte istimlak edilecektir. Bu kilometre karelerce vatan toprağının elden çıkarılması anlamına gelecek; ardından istimlak edilmiş Hıristiyan vakıflarına ait malların iadesi istenecek; ve “Kutsal şehirler” kavramı dayatılacaktır.

Katoliklerin umutları ve çalışmaları; başta turizm ve medya kuruluşları olmak üzere, bazı bürokrat ve Müslüman din adamlarının da desteğiyle devam etmektedir. Tarsus, Papa tarafından Hıristiyanlığın kutsal bölgesi olarak ilan edilmiştir.

Hıristiyan yaşamayan Trabzon’da 1994 yılında San Maria kilisesi; Kayseri’de Gregorien kilisesi restore edilerek açılmışlardır. Ayasofya, Dünya Anıtları Fonu tarafından, dünya kültür mirasının en önemli 100 anıtı arasına alınmıştır.

Vatikan’ın stratejik alanda, Türkiye aleyhine olan diğer faaliyetleri ise Ortodoks kilisesi ile yeniden birleşme çalışmaları; Ermeni’lere ve Kürt bölücülüğüne verdiği destektir.

            Aynı dönemde Vatikan ile Nur cemaati liderlerinden Fethullah GÜLEN’ in yakınlaşmaları da ilgi çekicidir. Dünya’ daki yayılma çalışmalarını “barış, sevgi, hoşgörü, diyalog” kavramlarını kullanarak sürdüren bu kişilerden F.GÜLEN, aldığı davet üzerine Papa’yı şubat 1998’de Vatikan’da ziyaret etmiştir.

 

Ortodoks Misyonerlik Faaliyetleri

 Pontus Faaliyetleri

            Doğu Karadeniz Bölgesinde suni bir Ortodoks ayırımcılığı yaratma çabaları özellikle 1980’li yıllardan itibaren artmıştır.

            Bu çalışmaların bir amacı da Türkiye’de resmi kayıtların dışında, bir Ortodoks nüfusun gizli Hıristiyan şeklinde yaşamakta olduğunu ispatlamaktır.

Tarihsel sürece bakıldığında Ortodoksluk Hıristiyanlığın bir mezhebi olarak ortaya çıkmıştır.

            Pontus ise, Grekçe “Deniz” anlamında olup,   Doğu Karadeniz bölgesindeki bir coğrafi alanın eski adı olmasına ve M.Ö. 323 yılında kurulan bir devleti temsil etmesine rağmen Yunanistan bilinçli olarak bu iki kavramı birlikte kullanmaya gayret etmektedir.

-Yunanistan son dönemde ise; Sözde Ermeni soykırımının "Hıristiyan Soykırımının" bir parçasını teşkil ettiği iddiasıyla;  Bir yandan sözde Ermeni soykırımı ile paralellik kurmaya çalışırken, diğer taraftan Pontus konusundaki iddialarını bütün Hıristiyan dünyasına mal etmeye çalışmaktadır.

 

Türk Ortodoks Patrikhanesi

            Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne karşı Türk Ortodoksluğu’nu savunan Türk kilise ve patrikhanesi, Selçuklu İmparatorluğu’ndan günümüze kalan  bir geleneğin temsilcisidir.

            Lozan antlaşmasının imzalanmasından ve Anadolu’daki Ortodoksların Yunanistan ile mübadeleye tabi tutulmasından sonra Yozgat/Akdağmadeni’nden İstanbul’a getirilen kilise, halen Tophane’deki Aya Nikola Kilisesi’nde varlığını sürdürmektedir.

Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye’nin hatalı bir uygulaması sonucunda Anadolu’da özellikle Karaman ve Yozgat bölgesinde  yaşayan çok sayıdaki Ortodoks Türk’ünde Yunanistan’a gönderilmesi ile cemaatinin büyük kısmını yitirmiştir.

Türk Ortodoks patrikhanesi sözcüsü Sevgi ERENEROL’un ifadesi ile, “Batı Kurtuluş savaşı ile yapamadığını, misyonerlik ile yapmaya çalışmaktadır. Misyonerlik kilise kurumu olarak görünse de, aslında Emperyalizmin mızrak ucudur.” 

 

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

            Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında patrikhane (Osmanlının zayıflamasına paralel olarak) güç yitirmiş ve otorite alanı İstanbul, Anadolu, On iki ada, Girit, Aynaroz, Kuzey-Güney Amerika ve Avustralya kiliseleri ile sınırlı kalmıştır.

            Buna karşılık  “Bizans’ı yeniden diriltme fikri” güçlenmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Rum azınlığın çıkardığı huzursuzluklarda önemli rol oynamıştır.

Lozan Barış görüşmelerinde patrikhanenin sadece Türkiye’de kalan Rumların dini işleri ile ilgileneceği, idari ve siyasi faaliyetlerde bulunmayacağı, bir Türk kuruluşu olarak kalacağı gibi taahhütler üzerine; Türkiye’de kalması kabul edilmiştir.

            Ancak bu taahhütler sadece görüşme zabıtlarında kalmış, antlaşma metninde patrikhane ile ilgili özel bir hüküm yer almamıştır. Günümüzde patrik ve patrikhanenin faaliyetleri, T.C. Devleti Anayasası ve kanunları ile düzenlenmiştir.

            Buna göre patrik sadece Türkiye sınırları içindeki Rumların dini lideridir.

            Patrik ve patriği seçecek olan metropolitlerin T.C. Vatandaşı olmaları mecburidir.

Patrikhanenin herhangi bir kiliseden farkı yoktur ve tüzel kişiliği de bulunmamaktadır. Bu nedenle okul, vakıf, dernek gibi kuruluşlar kurmak, yönetmek ve gayri menkul sahibi olmak hakları yoktur.

            Yazılı bir hukuk metninin bulunmamasından istifade ile patrikhane; Gerek yurt içi ve gerekse yurt dışındaki temas ve faaliyetlerinde Lozan öncesindeki statüsünü tekrar kazanmak üzere “Ekümenlik” iddialarında bulunmakta; Siyasi, dini ve idari alanlarda güç ve nüfuz kazanmaya çalışmaktadır.

 

 

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin statüsünü aşan dikkat çekici bazı faaliyetleri şunlardır:

            -1991 yılında seçilen patrik Bartholomeos, başta Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek teoloji bölümünün yeniden açılması olmak üzere, birçok konuyu uluslar arası platformlara taşımaya ve patrikhanenin “Ekümenlik" iddiasını sürdürmeye çalışmaktadır.  

-Yurt içinde tarihsel iddialarını sürdürmek amacıyla Hıristiyan vatandaşlarımızın yaşamadığı yerlerdeki kiliselere papaz tayin etmektedir.

            -Bu gün T.C. Devleti tarafından tanınan 5 metropolitlik vardır. Bunlar; Kadıköy, Tarabya, Beyoğlu, Adalar, Gökçeada ve Bozcaada metropolitlikleridir.

 

Patrikhane faaliyetlerinin muhtemel hedefleri

            -Evrensel (ekümen) Katolik papalığın (Vatikan) dini ve dünyevi (seküler) durumu devletler arası hukuki antlaşmalarla belirlenmiştir.

            -Yani sadece ruhani anlamda değil, dünyevi antlaşmalarla da belirlenmiş statüsü vardır.

            -Fener Rum Ortodoks patrikhanesi ise ruhani statüde milli bir kuruluştur. Ancak özellikle 1986 sonrasında kanun dışı faaliyetleriyle Vatikan benzeri bir statüye kavuşmayı hedeflemiştir.

Bu faaliyetlerin devamı ile;

            -Ekümenlik statüsüne kavuşarak patrikhane ve ona bağlı din adamlarını Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının vesayetinden kurtarmayı,

            -“Sur içindeki” İstanbul’u ekümenliğin merkezi olarak ve uluslar arası kuruluşların sağlayacağı kredilerden istifade ile Bizans mimari temaları ile yeniden inşa etmeyi,

-Hıristiyan ülkelerin İstanbul’a dini ateşelikler açmasını sağlamayı,

            -BM, AB, UNESCO gibi kuruluşların sur içindeki tarihi Konstantinople’u açık şehir ilan etmelerini ve Türkiye’nin hükümranlık haklarını tartışmaya açmalarını sağlamayı,

-Vatikan (Bizans)’ın resmen ilan edilmesini amaçladığı değerlendirilmektedir.

            Sonuç olarak; Patrikhanenin ekümenik vasıf sağlama ve siyasal güç kazanma yönündeki faaliyetleri, Vatikan benzeri bir yapı kurulmasının ön çalışmaları olarak değerlendirilmektedir.

 

MİSYONERLERİN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

    İlk Görüşme; Hazırlıklar, Buluştuğunuz zaman, En iyi yaklaşım, Paylaşım hedefleri, İlk Görüşmenizin son noktaları, Sonraki hedefler, Gerçek bir hikaye,       İkinci görüşmenin faydalı geçmesi için öğütlerimiz

 

Kendilerince Güçlü Yanlarımız;

Kilise sevgisiyle motive,Alçak gönüllülük,Anlaşılabilir berrak vizyon,Ayrımcılık olmaması, Belirli ölçüler ve standartlar koymak, Birlik, Birlikte çalışma yeteneği, Çok yönlü hizmet, Değerlerin sorumluluğu, Görevleri yönetilebilir kısımlara bölmek, Güvenilirlik, Halkın pratik ihtiyaçlarına odaklanmak, Halkın refahı için şahsi ilgi, dostluk,Hiçbir beklenti olmadan yardım, Hizmetkar davranış, Hrıstiyanlara karşı önyargıların azalması, İnancımızın tabii öğeleri,   İnsancıl olmaya yaklaşım, Profesyonel yaklaşım, İnteraktif çalışma stili, İyi geliştirilmiş proje teklifleri,  Kendi kendini motive etme, Kilise güvenilir ve görünür oldu,  Kutsal kitabın gücü,   Maddi gelirler getirme yeteneği, Muhafazakar bölgelere daha fazla ulaşma/giriş,  Müşterek gaye ve değerler, Para sağlayabilme yeteneği ve uluslar arası kaynaklara ulaşım, Ruhsal birlik, Suçluluk, korku ve travma sonrası strese cevaplama,  Taahhütlerin gösterimi,  Türk inananlar için iş alanı açma, Türk kilise önderlerini desteklemek,  Türkiye’de gönüllülüğü desteklemek, Uzun vadeli strateji ve umut, Ülke için iyilik yapmak, ülke için herhangi bir tehdit oluşturmamak,   Yardıma saygı ve sevgiyle yaklaşım, Yerel hükümet görevlileri ve daireleri ile mevcudiyet ve güvenilirlik.

 

Zayıf Yanlarımız (Yapmamız Gerekenler);

Aranızda rekabet etmeyin, Aynı bölgede aynı şeyleri yapmayın, Başkalarının temeline sahiplenme, Bu işe gönülden benimsemeyenleri işe almayın, Bütün bilgiler tamamlanmadan harekete geçme, Diğer yardım kuruluşlarını tenkit etmeyin, Dini kullanma, Güvenilirliği tehlikeye atmayın,   Hedeflediğiniz topluluğun farkında olmadığı ihtiyaçları karşılamayı denemeyin,  Herhangi bir etnik ayırım yapmayın, Hıristiyan dinine döndürmek maksadıyla yardım vermeyin, Kilise adına utanç getirme, Mali kontrolü görmemezlikten gelmeyin, Olgun olmayan insana sorumluluk vermeyin,   Politikaya bulaşmayın,  Sosyal hizmetleri Kutsal Kitabı dağıtmak için kullanmayın, Cahilce hizmet etmeyin, Yabancı kaynaklara gereğinden fazla bel bağlamayın, Yasal olmayan hiçbir şey yapmayın, Çalıştırmak için ruhsal ve teknik donanıma sahip olan Türklerin azlığı, Gerekli yetki ve izin almadan hareket etmek, Gönüllülerin uygun olmayan kullanımı, görevlerin ve hedeflerin belirlenmemiş ve tanımlanmamış olması, Kendimizi ayarlayamadığımız için fiyaskoya uğramak, Ne zaman hayır demeyi bilememek, geri-değerlendirme ve geri-yönetme çabaları,  Paranın akıllıca olmayan ve orantısız kullanımı, Yardım ve geliştirme çalışmalarını doğrudan aktif Hıristiyan dinine döndürme  gayesiyle karıştırmak inandırıcılığımızı zedeler,  Yasal olarak tanınmış çalışabilmek için Türk kimliğinin olmayışı,

 

Fırsat olarak değerlendirdikleri;

Açları doyurmak, Altyapı gereği olan projeler, Ani politika değişiklikleri, Barınma ihtiyaçları yeniden inşa etmek, Felaketlere hazırlık, Başlıca sağlık yardımı, Çocuklara ve ailelere odaklanmış projeler, Daha tecrübeli olmak, çocuklar, aileler ve ihtiyacı olanlarla çalışmak için yeni fırsatlar doğurur, Eğitim yardımı, Eğlence aktiviteleri, Ekonomik krizlere yaratıcı çözümler/cevaplar,  Emeklilik/yaşlılık evleri, Eski konteynırlara yeni kullanım, Ev katılım ve diğer politika/yol değişiklikleri, Güvenilir evler, İngilizce kursları, Kendi yasal kimliğimizi tesis etmek, Küçük iş fırsatları:Micro teşebbüsler, Müteahhitliği teşvik, Okuma yazma eğitimi, Pratik yardım, Psiko-sosyal yardım, Sokak çocukları, Sosyal faaliyet özelleştirmesi, Tekerlekli sandalyeler, Topluma dayalı rehabilitasyon, Toplumun marjinal grupları ile birlikte çalışmak, Türk kilisesinin ve hristiyan grupların daha cesur olması, Türk NGO’ları ile ortaklık, sivil toplum örgütleri, Uluslar arası kontratlar, Yeni organizasyonlar yaratmak, Yetimhane, Yönetim eğitimi,

 

TEHDİTLER;

Aşırı uçların tepkileri, Bencillik, başarısızlık,  Birlik eksikliği,  Bizim başarılı olmamızı istemeyenler bizi kapatmayı deneyecekler, Bulanık vizyon ve amaçlar, Çalışanların eksikliği, Çok şey yapma çabası ve az şey yapabilme, Daha az yardım alanların öfkesi, Eğitim eksikliği, Engelleyici Türk kültürü, Finansal idarede tecrübesizlik, Fon eksikliği, Gerçekçi olmayan amaçlar, Güven eksikliği, çalışanlar, Türkler, Hükümet görevlileri, Hayal etme eksikliği, Her yardım için devlete bel bağlama eğilimi, Hıristiyan organizasyonlar arasında yarış, Hıristiyanların duygusal olgunlaşmamışlığı (cehalet) Hükümet müdahalesi, Hükümet önyargısı, İletişim eksikliği,  İman eksikliği,  Milliyetçilik, Ülkücü kesim, Negatif medya,  Sosyal hizmet için dini bir vakfın eksikliği, Takımlar halinde çalışmama beceriksizliği, Tarihsel önyargılar,  Türkçe eksikliği, Yarışma/utanç,

 

MİSYONER FAALİYETİ OLAN DERGİLER

 

KUCAK DERGİSİ               PROTESTAN                      AYLIK

AİK                                         PROTESTAN                      2 AYLIK

KAPSAM GAZETESİ            PROTESTAN                      HAFTALIK

GERÇEĞE DOĞRU            PROTESTAN                      AYLIK

KAPSAM                               PROTESTAN                      AYLIK

UYAN DERGİSİ                   YEHOVA ŞAHİTLERİ          AYLIK

GÖZCÜ KULESİ                  YEHOVA ŞAHİTLERİ          AYLIK

AGOS GAZETESİ                ERMENİ                               GÜNLÜK

NOR MARMARA                  PROTESTAN                       AYLIK

JAMAK GAZETESİ               ERMENİ                              HAFTALIK

APOYEVTANİNİ G.              ORTODOKS                        HAFTALIK

İHO GAZETESİ                    ORTODOKS                        GÜNLÜK

ŞALOM G.                             MUSEVİ                               HAFTALIK

Kategori: Eğitim
              Kültür - Sanat
pasam47 tarafından gönderilen tüm yazılar
Bu yazı 12/05/2007 tarihinde yayınlandı. 856 defa görüntülendi.
YORUM BIRAKIN
Yazının puanı: 3.5 (4 kişi)
ETİKETLER



Bu yazıyı arkadaşına gönder
Kimden : Kime :
ŞEHİT İSİMLERİ | ŞEHİT İŞLEMLERİ | ŞEHİTLERE SAĞLANAN HAKLAR | ŞEHİT MEKTUPLARI | ŞEHİTLERİMİZİ TANITIN | ÖLÜMSÜZ KAHRAMANLAR Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.